16 Haziran 2010 Çarşamba

Über Saçma Yeni Türk İsimleri

Türklerin çocuklarına isim koyma konusunda çoktan beri (yaklaşık 20 yıldır) zıvanadan çıktıklarını düşünüyorum. Benim çocukluğumda da uydurma isimler vardı evet ama sanki yine de bir ölçü vardı. En azından her sınıfta Okşan, Tokşan gibi sadece BİR adet müstesna isim vardı.

Fakat şu durum tamamen şirazesinden çıkmış durumda. Kati surette isim olmayan (ve olamayacak) isimleri çocuklara koymak gibi çılgın bir yarış var.

Acaba bu konuyu incelemiş bir sosyolog var mıdır? Türklerin isim koyma konusunda Kızılderililerle yoğun rekabetinin nedeni nedir? İnsan çocuğuna neden şu aşağıdaki isimleri koyar? Bir master tezi olarak yok mu inceleyen?

Bu isimlerin hiçbirini ben uydurmadım. (Yemin ederim!) Hepsi nüfusa kayıtlı bildiğiniz Türk Cumhuriyeti vatandaşı çocukların isimleri. Son zamanlarda sağdan soldan duyduklarım. Bir kısmı üstelik arkadaşlarımın çocuklarına koyduğu isimler. Zihniniz açılsın, ilham alın diye arz ediyorum pek sayın bilgilerinize:

***

*DİRENÇ: Elektrokominikasyon mühendisi bir baba ile inşaat mühendisi bir annenin oğullarına koyduğu isim.

*SANAL: Web tasarım sektöründe çalışan bir babanın kızına koyduğu isim.

*ZAGOR: Çizgi romana kafayı takmış bir babanın oğluna koyduğu bir isim.

*TÜRKSEL: Turkcell bayii bir babanın kızına koyduğu isim. (Şirket, kurum sadakati üst noktası plaketi verdi mi acaba?)

*GÜNCEL: Bir gazetecinin kızına koyduğu isim.

*İLGİNÇ: “Yok artık!” dediğinizin farkındayım ama yemin ederim var böyle bir isim. Bir muhasebeci ile bankacı çift koymuş oğullarına. (“İlginç” ve “Güncel” kardeş isimleri olarak düşünülebilir..)

*YARRA: Güldünüz ama Arapça şelale damlası demekmişmişmiş. Ve şu an Türkiye’de zavallı bir kızcağızın ismi. (İnternete baktım, birkaç tane daha zavallı varmış) Bu ismi kızlarına koyan aileleri kutlamak lazım. Umarım soyadları Yedik değildir.

*KAVİN: Al bir gaddar ana baba daha. Ne istiyor bu ana babalar çocuklarından anlaşılır gibi değil. Hayat boyu “Heh hoh ho. Kavun mu?” ya maruz kalacak. Kürtçe “güçlü kuvvetli çocuk” demeye geliyormuş. İyi güzel de babacım bu kızcağız Erbil’de Kerkük’te mi büyüyecek?

*ÜRÜN: Bir çiftçinin oğluna koyduğu... dememi bekliyorsunuz ama hayır! O zaman manalı olabilirdi ama hiç alakası yok. Bir üniversite hocasının kızına koyduğu isim. Üstelik ziraatçı bile değil.

*PITIK: Bu kızcağızı tanımıyorum ama anladığım kadarıyla telefon numaralarımız benziyor. Bir takım veletler ha bire “Pıtık yok muaa? Nerdaa? Annesi misiniaaz?” diye arayıp duruyor. Önce dalga geçiyorlar sandım ama hayır: Gerçekten var bu kelimeyle (isim diyemeyeceğim) anılan biri! Yahu isim koymadan önce hiç mi araştırma yapılmaz böyle bir kelime bazı yörelerimizde ne manaya gelir. bu mana iyi bir şey midir diye. Peee... Yazarken bile gülüyorum.

*DALÇIK APAÇIK: Bu yeni değil. Ankara’da bir noterin (48.) ismi. Fakat denizaltına dalmaya meraklı bir anne baba pek ala çocuğuna isim olarak koyabilir diye listeye şetim.

***

Bunlar da benim önerilerim:

*ŞEREFLİKOÇHİSAR: Okan Bayülgen’nin “İstanbul” salvosuna karşılık İç Anadolu’muzun bağrından gelebilecek harikulade (ve tokat gibi) bir cevap.. Doğu illerimiz ise “Adilcevaz”, “Pötürge”, “Pülümür” ve hatta bir zamanlar en sevdiğimiz ilçemiz “Çemişgezek” ile aynı şekilde rövanşlarını alabilirler. (Diyarbakır da olur demek isterdim ama fazla ideolojik görünebilir)

*KOŞUBAND: Spor manyakları için tasarladım. Sonundaki ı’yı atınca havalı bir isme dönüştü farkındaysanız. (Koşband, Koband versiyonları da düşünülebilir)

*FİBULA: Daha güzel bir kız ismi düşünemiyorum. Ne kadar zarif. Bir kemik ismi olması neyi değiştirir! Üstelik baldır kemiği. Bir ortopedistin kızı için mükemmel bir isim. (Kırık çıkıkçılar da düşünebilir.)

*SEPYA: Fotoğrafçılar için zarif bir kız ismi olarak düşündüm. Kaçırmasınlar derim.

*BADIL: Bir manası yok ama sonuna Can getirince (ki getirmemek neredeyse ayıp artık) hoş olabilir.

*SİYAN: Grafik tasarımcı birinin oğluna koyabileceği nefis bir isim. Üstelik mavi demek. (Pantone dilinde diyelim.) Kız versiyonu: MACENTA

*FUAGRA: Şefleri unutmuş değilim. Önce “Benmari” dedim ama yok “Fuagra” daha güzel. “Ay ama manası çok çikiiin” diyeni döverim! Sanal’a okey de kaz ciğerine mi itiraz ediyorsun? Yürü git gözüm görmesin..

KORKUNÇ İSİMLER SÖZLÜĞÜ

Geçen gün yeni zırva Türk isimleri diye bir yazı yazdım ya. Sanal’ların babaları, Yarra’ların anaları, Güncel’lerin teyzeleri pek bir kızmış bana. “Yaratıcılığı teşvik edeceğinize baltalıyorsunuz. Size ne.. Biz çok mutluyuz. Yeter Ahmet Mehmetlerden...”

Allahım ne mektuplar geldi.

Bu gidişle “Çocuğa İsimler Sözlüğü” “Korkunç İsimler Sözlüğü” adıyla çıkacak göreceksiniz.

Benim geçen yazdıklarıma ilaveten bir de şunlar da varmış:

- ELAYA AMBER (Sibel Tüzün’ün kızı)

- ERİN KAYRA TONGUÇCAN

- ALLEGRA BALA

- DAMLA ALARA

- ALAN GOYA

- Ve tabi nasıl unuturum: ALYA MEY (Ayşe Arman’ın kızı)

Bu saydıklarım da bildiğiniz Türk vatandaşı arkadaşlarımızın yine bildiğiniz Türk vatandaşı çocukları. Bu isimler nüfusa kaydettirilmiş durumda. Yani sanıldığı gibi hiçbirini uydurmadım. Ben uydursam bu kadar başarılı olabilir miydim zaten emin değilim.

Bir zamanlar “Melisa” ismini koydurmamak için ortalığı yıkan bir nüfus idaremiz vardı hatırlayan var mı? Sibel Can mı ne uğraşmış durmuştu hatta. O değilse de birilerinin Melisa ismini çocuklarına koyabilmek için cengaverce uğraştıklarını çok iyi hatırlıyorum.

Mektupları okudukça işin püf noktalarını ufak ufak çözmeye başladım: Ne kadar manasız olursa o kadar başaralı. Elaya mesela. Var mı hayatında böyle bir kelime duymuş olan? (A be nereye gidersin Atice abla? Elaya beaa...) Sorsan bir manası vardır elbette. Surinam dilinde ayın etrafındaki halkanın son çeyreğinin üzerinde parıldar gibi yapıp ama fakat kimsenin görmediği ışık vs.

Sonra ikinci püf noktası birden fazla isim koymak. Vurunca tam vurucan. Mitralyöz gibi. Tak tak tak. “Adın ne yavrum? “Erinkayratonguçcan!!” “Hö?” “Erinkayraton..” “Sus sus dayanamıyorum.. Tamam ne istersen yaparım...” “Sen çocuğum?” Direnç Taşkın Börtübek!!” “Ay ay ay... Tamam sen de geç..”

Herhalde böyle bir hayalleri var ana babaların. Erin Kayra Tonguçcan veya Allegra Bala Amber diye isimler silsilesi verince, bütün kapıların çocuklarının önünde açılacağını umuyorlar. Açılsın tabi ayrıca. Adı Yarra Kayra olan bir insana merhamet göstermek lazım.

Anladım ki analar babalar bir kere zırvalamaya başlayınca duramıyorlar. Frenleyemiyorlar kendilerini. Ve bir tuhaf isim yerine iki tuhaf isim koymaya karar veriyorlar. Başladık bari tam olsun! Bir yetmez iki olsun! Cümle alem bilsin: “Biz çok çok çok farklı, çok çok çok orijinal, çok çok çok ilginç, çok ama çoook eksantrik insanlarız! Hani sıradan halk onların o bitmez tükenmez orijinalliklerine bir adet isimle ikna olmamışsa.. Hani varsa en küçük bir şüphesi.. Tak ikinci zırva ismi de çak ki... Emin olsunlar. Aman zannetmesinler anneanne, babaanne, dede ismi koyduk. Aman zannetmesinler yanlışlıkla oldu. BİZ bilerek, bilhassa, kasıtlı olarak koyduk o muhteş, o müstes, o herkese ‘hö?’” ney? dedirten isimleri.

Fakat ünlüler bu konunda daha yaratıcı farkındaysanız. Böyle alttan alttan ünlüyüz, özgürüz, sanatçı ruhluyuz, kime ne.. Ayrıca gavur ünlülerine de fena halde özeniyoruz. (Ama kim Frank Zappa kadar yaratıcı olabilir ki?) Çocuklarının isimleri sırayla şöyle: Moon Unit, Dweezil, Diva. Gwyneth Paltrow da fena değil: Apple! (elma)

***

O vakit çift isim önerisinde de bulunmak gerekiyor diye düşünüyorum. Madem daha havalı bulunuyor... Yoğun istek üzerine bugün de çoklu isim önerilerim: Tepe tepe kullanınız.

- Okşa Bırak

- Damlasu Lama

- Elaya Klozet

- Dalya Loy

- Uçkan Koncan

- Küçüksu Gökten

- Hava Darcan

- Acu Gerçek

- Erine Gerine

- Derin Umar (Kardeşine de: Sığ Bulur)

- Seçkin Hiyâr

- Süzme Bal

Efendim? Bunların manası yok mu dediniz?

Aşk olsun. Hepsinin manası var. Gerine mesela Paramasu dilinde kar yağarken oluşan aydınlığın gözde yarattığı sevinç dolu acının verdiği keyif demek. Acu, Hasini dilinde elma ısırırken çıkan sesin dağlardaki ürkütücü yankısıyla kuşların havalanması demek. Loy, su perilerinin dilinde “Senin var ya Allah müstehakını versin, tependen baksın, nasıl biliyorsa öyle yapsın, başka tek bir şey demeyeceğim, yürü git” demek. Su perisi dili de böyle enteresan bir dil işte, napacan..

MUTLU TÖNBEKİCİ ( VATAN GAZETESİ )

1 yorum:

  1. yani bir konu bu kadar güzel kaleme alınır , bravo tespiti için sen de yazdığın için :)

    YanıtlaSil