25 Şubat 2010 Perşembe

Suçluluk

Suçluluk
Geçenlerde çok muhterem bir zatla tanıştım. Bir hastanede çalışıyormuş fakat kadrolu değilmiş. Tam zamanlı çalışıyormuş, gün içinde gizlice süt sağıyormuş. Kantindeki buzdolabında işbirlikçilerin yardımıyla biriktirdiği sütleri o yokken eşi içiriyormuş bebeğine.

Suçluluk duyuyordu. Kendine göre nedenleri vardı. Saçmaladığını anlatmaya çalıştım. Gereksiz bir hisse kapılmış bence. Ona dünyanın en iyi annesi olduğunu söyledim, inanmadı.

Geçenlerde Ajda Pekkan’ı gördüm televizyonda: ‘Bir çocuğum olsun isterdim. Ama o zaman Ajda Pekkan olur muydum bilmiyorum.’ Diyordu.

Bence olurdu.

Tabii ki çocuğunun birçok özel anını kaçırırdı. Bakıcıları bebeğin ilk dişini, ilk kelimelerini, ilk adımlarını yaşarlardı. Tıpkı gizlice süt sağan anne gibi o da kesinlikle suçluluk da duyardı.

Fakat eminim ki çocuğu onu asla daha az sevmezdi. Çalışan annelerin çocukları annelerini evde oturan annelerin çocuklarından daha az sevmiyorlar. Yaşları gelince annelerini kesinlikle anlıyorlar, hatta anneleriyle gurur duyuyorlar. Hayatın içinde yaşayan, çalışan bir anne zaman içinde, bilhassa ergenlik çağında çocuklarıyla daha rahat ilişki kurabiliyor. Kız çocuğuna model olabiliyor. Okumuşsa okul hayatında başarısına katkısı eğitimsiz bir anneye göre daha iyi oluyor. Kendi bütçesine sahip bir anne kocasına birşey sormadan çocuğuna rahat harcama yapabiliyor. Bozuk giden bir evliliği daha rahat bitirip çocuklarına sağlıklı bir ortam sağlayabiliyor.

Bunları nereden mi biliyorum? Ben de çalışan, hem de acaip fazla çalışan bir annenin çocuğuyum. Onunla gurur duyuyorum.

Ev dışında çalışan anneler, sakın suçluluk duymayın. Hatta bu kelimeyi sözlüğünüzden silin. Kendi pusulanız neyi gösteriyorsa onu yapmaya çalışın. Uykusuz geçen bir gecenin sabahında sürünerek yataktan kalkıp giyinmek, kendine çeki düzen verip işe gitmek zaten yeteri kadar zor. Kimsenin bunu sizin için daha zor hale getirmesine izin vermeyin

www.mutluanne.org sitesinden alıntıdır.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder